Tolga Çevik

Bu yazıda bir liseler arası tiyatro festivallinde aldığı ödülün heycanıyla başlayan tiyatro sevdasına, arkasına bir çok hikaye, sevda, mizah ve dramı sürükleyen Tolga Çevik’İ konu alcağız… 1974′de istanbulda doğmuş… Genelde tiyatrocuların küçükken işitmeye alışık olduğu “sen ne komiksin yaa, sen tiyatrocu olsana affacan…” nidasını oda çok işitmiş ve bu nida kulaklarında hiç dinmeden bu zamana kadar gelmiş… On beş yaşında liseler arası tiyatro festivalinde ödül almış yani en değerli, ilk ödülünü. Sonra kendisinin değimiyle onu ilk olarak okulda, çevrede, çok beğenilen yapan,şaka ve tiyatrolarını bütün Türkiye’ye yapmak istemesi… Bunuda konservatuara giderek yapacağını biliyor ve ilk olarak, Hadi Çaman Yeditepe Oyuncularının, kursiyeri oluyor. Çok istekle hazırlandığı konservatuar sınavını kazanamayan Tolga Çevik, inad ediyor. Çünkü kendine güveniyor, çünkü, kendisindeki yeteneği en iyisi kendi biliyor. Ailesini ve kendisini maddi anlamda sıkarak Amerikaya oyunculuk okuluna gidiyor. Hatta orada geçimini sağlayabilmek için çok zorlu şartlarda çalışıyor. Sabahları bir fast food dükkanında çalışırken öğleğin okulana tiyatro eğtimi almaya gidiyor… Amerikada başarılı işler yaparak, artık başarılda bir oyuncu olmanın verdiği kudretle, kursiyer olarak başladığı yedi tepe tiyatrosuna oyuncu olarak giriyor. Orada da da yeteneğini gösteren Tolga Çevik, dizilerde ve önemli tiyatro oyunlarında rol almaya başlıyor . 2001 yılında ise BKM’ye katılarak ileride başaracağı büyük işlerin temelini oluşturuyor. İlk olarak Vizontele, daha sonra Bana Bir Şeyhler Oluyor oyununda ve en son, herkesin tanıdığı ünlü birisi konumuna getiren Organize İşler filmiyle, şu anda yaptığı başarılı işlerin başlangıcını oluşturuyor. Bir zamanlar inad ettiği konservatuar tutkusu minik bir konuşma sonunda bitiyor :” Bir gün Yıldız Kenter “Sen niye Amerika’da okudun?” diye soruyor Tolga Çevik’e. “Konservatuvara almadılar beni” diyor. “Kim almadı” diye soruyor Yıldız Hanım. O da “Kızmayın, ama siz” yanıtını verince Yıldız Hanım, “Hayırlısı olmuş canikom” diyor ve o zamandan sonra tutkuyla istediği konservatuarı unutuyor… Şu an Komedi Dükkanı,Avrupa Yakası gibi bir çok başarılı işler yapan Tolga Çevik’in kariyerinde yurtiçi ve yurtdışı 27 tane ödülü bulunuyor.

(BU YAZIM DAHA ÖNCE www.mikro-pc.com SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR)

İnsan Ne İle Yaşar?

örzgürlük bu mu?İnsan garip bir varlık… Düşünceleriyle, yaşayışlarıyla, sevmeleriyle,kıskanmasıyla yemesiyle, içmesiyle, kısaca her anıyla, değişik ve gizemli bir varlık…. Her zaman sorulur “insan ne ile yaşar?” diye… Bu soru insanların zihninde o kadar büyümüş ve olgunlaşmıştır ki bu soru üzerine kitap bile yazılmıştır…
Herkesin farklı bir yaşayışı olduğu gibi benimde farklı bir yaşayışım var ve bende ne ile yaşadığımı arıyorum….
Uzun zaman düşündüm, insan ne ile yaşar diye. Sonunda cevabı buldum. Cevabı: insan tek  bir şeyle yaşamaz …. Yani bu sorunun cevabı bir tane değildir…. İnsan bir çok varlık, etkileşim ve düşünce ile yaşar…  Kimileri bunu tek bir cevaba indirgese de bu sorunun tekbir cevabı kesinlikle olamaz…. Kimleri direkt der “insan ancak maneviyatla yaşamalı ve yaşar”  bu düşünce çok yanlıştır… İnsanların kutsalları elbette ki, önemlidir. Hatta belki de bazen ,hayatımızdaki en önemli olması gereken şeydir maneviyatımız, ama hayatımız, sadece maneviyatla olmaz. Bizim yaşayışımızda dünya nimetleri, sevdaları, yaşayışları, zorlukları ve hayat imtihanı bizim ne ile yaşamamız gerektiğini bize çok iyi gösterir…Her zaman anlatılır “dervişlik dünya kötülüklerinden uzak ve bi haber yaşanarak olmaz! Esas dervişlik, dünya karmaşasının ve kötülüklerinin en doruk olduğu yerde derviş gibi davrana biliyorsan derviş olursun” diye. Çok doğrudur bu görüş, yani biz hem dünya zorluklarıyla,sevdalarıyla,kıskançlıklarıyla,borçlarıyla kısaca dünyanın bin bir hali ile ve maneviyatımızla yaşarız. Başta sorduğumuz sorunun cevabını almış olduk yani insan her şeyle yaşar iyi ve kötü ile yaşar….

(BU YAZIM DAHA ÖNCE www.mikro-pc.com sitesinde,yayınlanmıştır)

Nuri Bilge Ceylan

“BU ÖDÜLÜ TUTKUYLA BAĞLI OLDUĞUM, YANLIZ VE GÜZEL ÜLKEME ARMAĞAN EDİYORUM”

Sözlerin bittiği yerdeki en güzel cümle… Bütün dünya’nın gözü Cannes film festivalindeyken,Nuri Bilge Ceylan’ın bütün dünyaya ders niteliğindeki bu söz,bize çok anlam ifade ediyor…Bizden çok da dünyaya anlam ifade ediyor.Bize çok anlam ifade diyor çünkü;bu zamana kadar Türklerin aldığı yurt dışı ödüllerinde hep şu sözlerle karşılaşırdık: “Bizim ülkemizde(Türkiyede) önümüz hep kesiliyor,düşünce özgürlüğümüz yok, bağnaz ve yobaz bir milletiz,ne kadar filmlerimizde aklaki değerleri yok saysak da biz zor durumda filmlerimizi çekiyoruz” yalanını duyduk.Bunu duyan yabancılarda hep bize : “Yaa bak gördün mü* Hah devam edin, devam edin,siz kendinizi kötülemeye düşük görmeye devam edin biz size ödüller veririz….” dediler. Fakat bu sefer roller değişti, ezik millet konumundan kendimizi koruma konumuna geldik. Bundan sonrada en büyük temennimiz yabancılara ne kenimizi kötülemek,ne kendimizi korumak olmamalı bundan sonra sinemamızla insanlarda üstünlük kurma zamanın gelmiş olduğunu gördüğümüz zaman olmalı.Bütün dünya ülkemizin özgürlük dünyası olduğunu,kesinlikle dedikleri gibi bağnaz,yobaz olmadığımızı tam aksine, herşeyiyle entellektüel kültürlü insanlar olduğumuzu görecek .Hatta batı bir gün anlayacak ki filmlerimizde görmek istediği ahlaki yozlaşmayı. Kendilerinde  görmek istemiyecekler,çünkü onlarda bir gün anlayacak bizim anadolu kadının saf,temiz

ve kirlilikten uzak yaşantısının en iyisi olduğunu,çünkü onlar anlayacaklar kızıyla erkeğiyle en iyisinin anadolu yaşantısı olduğunu tabi batılıyla birlikte bizim içimizdeki yobaz batılıda anlayacak en iyisinin biz olduğunu.

Gelelim ÜÇ MAYMUN’a.

Üç maymun bir dilsizlik,körlük ve sağırlık üzerine yapılmış bir filmmiş…”Mişli” zamanı kullanıyorum çünkü daha filmi göremedik.Duyumlarıma göre filmde müstehecen sahnelerde varmış.Bu durumda anlıyoruzki Nuri Bilge Ceylan da da bazı fikri tabular yıkılmamış.Bunu hoş görüyorum çünkü bu tabular kolaylıkla yıkılabilecek gibi görünmüyor,uzun zaman alacak. Fakat; filmin iyi yanlarının çok fazla olduğunu düşünecek olursak, Nuri Bilge Ceylan’a denecek tekbir cümle kalıyor…..

TEŞEKKÜRLER NURİ BİLGE CEYLAN…..! BU ÜLKE SANA TUTKUYLA BAĞLI,ÜLKEN GİBİ GÜZELSİN AMA YANLIZ DEĞİLSİN….!

(bu yazım www.mikro-pc.com, sitesinde daha önce yayınlanmıştır)

Recep İvedik

RECEP İVEDİK SONUNDA  REKORU KIRDI!!!

Recep İvedik

Film şuan bir rekor kırarak “Türkiyede en çok izlenen film” ünvanını aldı,bu demek oluyorki bizim halkımız,her daim küfreden, garip hareketler yapan,müstehcenliği ve içmeyi çok seven ve aynı zamanda da yeri geldiğinde ne kadar kaba da olsa ”sapına kadar delikanlı” olan tipleri seviyor. Ve bunları mübah görüyor.Halkımızın bu görüşüne saygılıyız,fakat sinema kalitesi bakımından bu tip filmlerin değerinden fazla değer görmesinin pek de hoşumuza gittiğini söyleyemeyiz. Emin olunki halkımızın izleyip de seveceği o kadar çok filmimiz varki, biz gençler topluluğu olarak “yabancı filmler izleyin, onlar daha fazla emek harcanarak yapılıyor, daha çok para harcanıyor” demiyoruz. Bizim de çok değerli filmlerimizin olduğunu söylüyoruz… Bu değerli filmlerimiz küçük örnek verirsekte : ” Yumurta”; Okumaya Devam Etsene…